|
|
January 17
ÖSS’de sistem değişiyor
ÖSS’de katsayılar değişiyor
17 Ocak Cumartesi 2009
Yüz binlerce üniversite adayının dört gözle beklediği, ÖSS’ye yönelik yeni düzenlemelerin ana hatları belli oldu. Başvurular, 16 Şubat-29 Mart tarihleri arasında yapılacak. Meslek lisesi mezunlarının, en azından kendi alanlarına yönelik fakültelere eşit koşullarda girme projesi, eşleştirmede yaşanan sorunlar nedeniyle, gelecek yıla ertelendi. Bu yıl olması muhtemel en büyük değişiklik, katsayılar arasındaki makasın daraltılması. 03-08 şeklinde olan katsayıların 06-08 haline getirilmesi bekleniyor. Böylece, alan dışı bir tercih yapan öğrencinin kazanma şansı, önceki döneme göre yüzde 50 daha artmış olacak. Örneğin, meslek lisesinden mezun olan bir öğrencinin hukuka girmesi için fazladan en az 45 soru yapması gerekiyordu. Şimdi bu sayı 25 civarına inecek. Meslek lisesi mezunlarına, kendi alanlarıyla ilgili fakültelerde, tıpkı lise birincilerine ayırılan kontenjanlar gibi, yani öğrencilerin kendi aralarında puan sıralamasına sokulacağı yüzde 5’lik bir kontenjan ayırılması da gündemde. Ancak eşleştirme işlemi gerçekleşmediği için o da gelecek yıla kalabilir. Peki, YÖK bütün bu düzenlemeleri neden şimdiye kadar yapmadı derseniz, eski alışkanlıktır derim. Kişiler ve bakış açıları ne kadar değişse de kurumsal hantallık hiç değişmiyor... ÖSS’de asıl büyük değişikliğin gelecek yıl gerçekleşmesi bekleniyor. Öngörülen yeni düzenlemeye göre, her şey sil baştan yeniden ele alınacak. İki turlu sınav sisteminin ilki elemeye yönelik olacak. Asıl önemli sınavlar ise ikinci turda gerçekleşecek. İki gün sürecek bu sınav turunda beş ayrı sınav yapılacak. Örneğin, cumartesi günü 10-12 saatleri arasında Matematik, 14-16 saatleri arasında Fizik-Kimya-Biyoloji, pazar günü 10-12 arası Türkçe, 14-16 arası Tarih-Coğrafya-Felsefe ve 18-20 arasında da yabancı dil sınavı uygulanacak. Puanlama ise bugünkünden çok farklı olarak gerçekleşecek. Örneğin Sayısal, Sözel, Eşit Ağırlık’lı puanlar yerine her dersin puanları ayrı ayrı hesaplanacak ve fakültelerin istedikleri puan türü de ona göre değişecek.
Katsayıları değiştirin emri Geçenlerde, gazetelerde, dönemin Genelkurmay 2. Başkanı Çevik Bir’in, 28 Şubat sürecinde katsayıların değiştirilmesi konusunda YÖK’e emir verdiği haberleri çıktı. Demek ki bu işler emirle yapılıyor! Şu anda da katsayı değişikliği var. Acaba yine Genelkurmay’dan bir direktif mi geldi!.. Haberin içeriğine bakıldığında, Çevik Bir’in, dönemin YÖK Başkanı Kemal Gürüz’e “gizli“ ve “kişiye özel” olarak gönderdiği belgede, imam hatiplere avantaj sağlandığı gerekçesiyle, katsayı sisteminin değiştirilmesi ve Orta Öğretim Başarı Puanı’nın oranın düşürülmesi gerektiği vurgulanıyor. Görünen o ki Gürüz, Çevik Bir’in emirlerini fazla ciddiye almamış. Çünkü o dönemde yüzde 8 olan katkı payı, daha sonra yüzde 22’ye yükseldi. Ve hâlâ da öyle gidiyor. Daha da komiği, okul başarı puanı önceki dönemde sadece ÖSS’de dikkate alınıyordu. Şimdi SBS’yi de içine alan çok geniş bir alana yayıldı. Artı ve eksileriyle fazlaca tartışılan bu uygulamayı, belli ki dün olduğu gibi bugün de hâlâ kimse anlayabilmiş değil. Zaten anlaşılır gibi de değil. Özellikle de SBS’deki haliyle...
Gün Atatürkçülerin günüdür!..
Atatürkçüler!.. Atatürk Cumhuriyetinin sahipleri.. Laik, çağdaş, batılı, demokrat Türkiye Cumhuriyeti'ne inanan insanlar.. Eğer bugün susarsanız, bugün sinerseniz, bugün koparılan gürültüler, toz duman edilen ortamda Atatürk ve Cumhuriyeti'nden şüphe ederseniz hele, biteriz. Atatürk biter. Atatürk Cumhuriyeti biter.. Yıllar önce İkinci Cumhuriyet sulandırmasıyla ortaya çıkıp, aslında Ortadoğu ve Orta Asya'ya göz dikmiş Amerika'nın ihtiyaç duyduğu tampon, uydu "Ilımlı İslam" devletine döneriz. O zaman yeni bir Atatürk de bekleyemeyiz. Çünkü Atatürkler tarihte kolay yetişmiyor.. En azılı düşmanı Lloyd George'un dediği gibi, yüzyılda bir geliyorlar dünyaya.. Geçen yüzyıl bize nasip olmuştu. İki yüz yıl üst üste şansın bize dönmesini ummayın.. Bakın, Ortadoğu ve Orta Asya siyasetini tamamen bir Ilımlı İslam Türkiye'ye bağlamış Amerika'nın niyetleri nasıl açık!.. Ne diyor gayri resmi sözcüleri Newsweek dergileri.. Türkiye'de iki derin devlet var. Biri temiz.. Onlar Atatürk Cumhuriyetçisi laikler.. Kimler?.. Ordu.. Yargı.. Üniversiteler. Yani tüm dinamik güçler ve tüm Atatürk bekçileri.. Bunlara dil uzatamıyor. Ne diyor.. Bir de Kirli derin devlet var.. Temiz derin devlet varlığını devam ettirebilmek için kirliye muhtaç. Yani eninde sonunda o da bulaşık.. O da kirli.. ..Ve baklayı ağzından çıkarıyor.. "Ey Türk milleti.. Bu derin devletten kurtulmak için tek yol var önünde.. Mart ayındaki seçimlerde oyunu AKP'ye ver. Yüzde 47'den daha fazla ver ki, onlar iyice coşsun, ötekiler iyice pıssınlar.." Yani, Deniz Baykal'ın göstermelik, Devlet Bahçeli'nin "Yavru" muhalefetine bile tahammül edemiyorlar, görünüşte. Aslında Amerika'nın sorunu muhalefet değil. Bir Kemal Derviş müdahalesiyle işi nasıl başarıp, darmadağın ettikleri tüm öteki partiler yanında iktidarı AKP'ye nasıl altın tepside sunduklarını bilmeyen var mı?. Amerika'nın sıkıntısı Atatürk'ün ve ilkelerinin yılmaz bekçisi Ordu.. O orda, öyle dimdik durdukça, cumhuriyetin laik ilkelerinden ödün vermek, Ilımlı İslam devleti kurmak mümkün olmayacak.. O zaman hedef ne?.. Ordu!.. Türkiye'nin derin devleti var da Amerika'nın yok mu?.. Onlar salmazlar mı kendi derin devletlerini Türk Ordusunun üzerine.. O ordu yıpratılır, o ordunun Türk halkı nezdindeki başından beri açık ara süren "1 numaralı güvenilen kurum" niteliğine gölge, şüphe düşürülürse iş kolaylamaz mı?.. Oynanan oyun bu.. Bu ülkede her iktidar, polisi ele geçirebilir.. Ama Menderes dahil, Ordu'yu ele geçirebilen çıkmadı. Çıkmaz. O Harpokulu orda durdukça çıkmaz. Bugün polis ne durumda biliyor musunuz?. Tarikatlar ne kadar sızmışlar haberiniz var mı?. Bugün Ordu'yu yıpratan her olayın içinde ve başında polisin olması tesadüf mü?.Polis, yargının, yani savcıların, mahkemelerin isteğiyle mi hareket ediyor, yoksa iktidarın emir kulu mu?. Polisin o gün nereleri basacağını polisten evvel devlet televizyonunun bilmesini neye bağlıyorsunuz mesela.. Çok kritik bir Ordu mensubunun evi basılır, güya çok önemli belgeler ele geçirilirken, savcılara haber verilmeyişi, polisin eve gelip yalnız başına 3 saat çalışması ve bilgisayarı yedekleme yapmadan alıp gitmesi tesadüf mü?. İçinden çeşitli silahlar çıkan kazı yapılırken, polisin tüm özel yayın kurumlarına engel olup, sadece TRT kameramanı eşliğinde çalışması hep masum tesadüf, ya da talihsizlikler mi?. Ordu'dan şüpheyi pompalayan satılık kalemler, hem de bu kadar temel yanlışı yapan polisi niye eleştirmiyorlar sizce?. Geçen gün, bulunan silahlarla ilgili, 1965 yılında askeri okulda bize verdikleri dersi özetledim. İşgal altındaki ülkede, işgalcilerle gerilla savaşı yapmak için, barışta gömülen, saklanan silahları anlattım. Bir emekli General dedi ki.. "Yazdıkların doğru.. Bak sana söylüyorum. Bugün bulunan tüm silah ve cephanenin devlete kayıtlı olduğunu asker de, polis de biliyor. Asker görev bilinci içinde sırlarını açıklamaz. Susuyor. Polis bunu biliyor ve kullanıyor.. Asker hızla yıpranıyor.." Ergenekon adı altında kopan tüm gürültünün baş hedefi, Atatürkçüler ve de özellikle Atatürk'ün ordusu.. İşte onun için diyorum.. Gün susma, sinme, geri adım atma, "Hele bir bekleyelim" deme günü değil.. Onlar organize.. "Fet" diyorum, yüzlerce küfür, tehdit maili yağıyor. Bir yerden işaret almış gibi.. Bütün gazete yöneticileri, bütün köşe yazarları bu baskının altında.. Atatürk'e söven yazılar son günlerde nasıl azdı, nasıl yoğunlaştı?.. Çünkü onlara da alkış yağıyor her sövmelerinde, ayni merkezlerden.. Coşuyorlar. Atatürk Cumhuriyetçileri.. Atatürk'ün Cumhuriyeti emanet ettiği gençler.. Korkmayın.. Sinmeyin.. Susmayın.. Bilgisayarlar kilitlensin haykırmanızla..Atatürk'ün kurumları, onlara sahiplendiğinizi görsün, hissetsin, yaşasınlar..Bu ülke bizim.. Bu cumhuriyet bizim.. Atatürk bizim..Biz yaşadıkça.. Korkmadıkça, sinmedikçe, palavraya pabuç bırakmadıkça..
January 06
Eğitim sektörü de krizde
4 Ocak Pazar 2009
Küresel ekonomik kriz bütün dünyayı ve bütün sektörleri etkilediği gibi, eğitime de büyük darbe vuracağa benziyor. İlk sinyalleri aylar öncesinden gelmişti. Ama Ankara’daki bir okul sahibinin intiharı, durumun görünenden de vahim olduğunu ortaya koydu. Devlet öğretim kurumlarında yatırımlar neredeyse durma noktasına geldi. Okullar, üniversiteler hayati ihtiyaçlarını bile bazen karşılayamıyor. Özel öğretim kurumlarında ise kriz her yönü ile kendisini hissettirmeye başladı. Dersane ve özel okullarda, önümüzdeki öğretim yılında ciddi bir öğrenci kaybı söz konusu. Ötelenen ya da ödenmeyen taksit oranı giderek yükseliyor. Bankalar ise, okul kurucularına verdikleri kredileri bir an önce geri istiyor... Velilerin hali de ortada. Çocuklarına bırakacakları en büyük mirasın eğitim olduğu bilincindeler ama önce önlerini görmek istiyorlar. Geldikleri nokta ise fedakârlık boyutlarını çoktan aşmış durumda. Dersane, özel okul, kreş, kurs, servis, yurt, cep harçlığı derken belleri öyle bükülmüş hale geldi ki, önümüzdeki bir kaç yıl içinde ayağa kalkıp, sektöre taze para aktarmaları hiç de mümkün gözükmüyor. Hiç bir şey, artık eskisi gibi değil. Veliler, hemen her alanda olduğu gibi eğitim konusunda da harcayacakları her kuruşun hesabını yapıyor. İşte böylesi bir ortamda, turizmden tekstile, otomotivden bankacılığa, emlâktan tarıma kadar neredeyse tüm sektör temsilcileri bir araya gelip, olması muhtemel felket senaryolarına karşı tedbir düşünürken, alırken ya da hükümetten istekte bulunurken, eğitim sektörü, dün olduğu gibi bugün de birbirinin ayağını kaydırmaya ve kendi gemisini kurtarmaya çalışıyor. En çirkini de rakiplerinin batmasını dört gözle bekleyip, ortada kalan öğrencilerin kendilerine gelmesini beklemek. Oysa gemi bir su olmaya başlarsa, tümüyle yok olma noktasına gelecekler, bunun farkında bile değiller. Eğitime yön verenlere ve duayenlerine bakıyorum. Kriz falan umurlarında değil. Bakan Çelik için siyaset ve yandaşlarının dışında, eğitim sektörü hiç bir şey ifade etmiyor. Yaşını başını almış, işlerini ikinci kuşağa devretmiş üniversite, okul ve dersane kurucuları ise her biri bir köşede. Cılız çabaları ise sonuçsuz kalıyor. Arkasında büyük holdinglerin, vakıfların ya da iktidarın desteği olan “tuzu kuru”ların ise hiç bir şey umrunda değil. Değirmenin suyu nasıl olsa akıyor. “Sorun, krizdekilerin sorunu”, “biz işimize bakarız”, “krizden daha da büyüyerek çıkarız” hayalciliği içerisindeler. Yani ne küresel kriz ne de Türkiye’nin durumu umurlarında değil. Nasıl olsa arkalarında güçlü destekler var. Onlara özellikle şunu hatırlatmak isterim. Devasa holdingler ve vakıflar bile artık kuruşlarının hesabını yapıyor. Üniversitelere eskiden olduğu gibi oluk oluk para akıtmayacaklar. Bir çoğu, “artık kendi yağınızda kavrulun” noktasına geldi bile. İktidar desteği ile Türkiye’nin dört bir yanında dal budak salanlara da önerim, hiç bir iktidarın kalıcı olmadığı. İktidar desteği ile büyüyenlerin sonraki halleri! Benzer sıkıntılar, KKTC için de geçerli. Ekonomiyi ayakta tutan üniversiteler SOS vermeye başladı. Hızlı ve doğru kararlar alıp yeniden yapılanmaları gerekiyor. Üniversitelerin kötü yönetilmeleri, iktidarın da buna seyirci kalma lüksü yok. Kriz üniversiteleri vurursa, KKTC’de dengeler altüst olur. Anavatan’daki dağınıklık ve sağduyu eksikliği aynen orada geçerli. Ama gel de anlat!.. Eğitimdeki krizler başka şeye benzemez, öğrenciler üzerinde derin yaralar açar. Velileri derinden üzer. İşte bu yüzden siyasetçisinden okul kurucularına, velilerden öğretmenlere kadar herkes taşın altına elini koymak zorundadır. Özetin özeti: İlle de çok para ve nüfuz kazanmak isteyenler, başka alanlara yönelsin. Eğitim sektörü macerayı kaldırmaz... ALİ DEMİR
January 05 1040 POLİS ALINACAK!
Genel Müdürlük'ten yapılan yazılı açıklamaya göre, adaylar başvurularını ikamet ettikleri illerin emniyet müdürlüklerine 12-23 Ocak arasında yapabilecek.
Polis adayları, belgeleriyle 23 Ocak Cuma günü saat 17.00'ye kadar şahsen başvurabilecek. Eksik belge, posta yolu veya başvuru zamanı geçtikten sonra yapılan müracaatlar ise kabul edilmeyecek.
Polis meslek eğitimlerinin 7. dönemi, 22 Haziran 2009'da başlatılacak.
Eğitime, 2007 ve 2008 Kamu Personel Seçme Sınavı'nın birinden (KPSSP 3) puan türünden (60.000) ve üzerinde puan alan ve an az 4 yıllık yükseköğretim kurumlarından veya bunlara denkliği kabul edilen yurtdışındaki yükseköğretim kurumlarından mezun olanlar başvurabilecek.
Eğitimlere bin erkek, 40 kadın olmak üzere toplam 1040 asil aday, bu miktarların yüzde 30'u kadar yedek aday alınacak. ALİ DEMİR
January 02
ÖSS ADAYLARI BU SENE ÇOK ŞANSLI!
ÖSYM Başkanı Prof. Dr. Ünal Yarımağan, 2009'da ÖSS'ye girecek adayların, en şanslı adaylar olacağını açıkladı.
Yarımağan, 2008'den 2009'da devreden öğrenci sayısının çok azaldığını belirterek şöyle konuştu:
 "2008'de ön lisans baraj puanını 160'tan 145'e, lisans puanını 185'den 165'e düşürdük. Bu durum binlerce öğrencinin üniversiteye girmesinin yolunu açtı. Ayrıca yeni açılan üniversiteler ve artırdığımız kontenjanlar sayesinde, geçmiş yıllardan dışarda kalan, üniversiteye giremeyen öğrenci sayısı hayli azaldı.
Liselerin dört yıla çıkarılması nedeniyle bu yıl liselerden mezun olacak öğrenci sayımız 150 bin civarında olacak. Ayrıca 4 yıllık liselere eklenen dersler ve ders içerikleri bu öğrencileri diğer öğrenciler karşısında şanslı hale getirmiştir.
Sonuçta bu yıl ÖSS'ye girecek olan öğrenci sayımızın 1 milyon 100 bin kişi olacağını tahmin ediyorum. Yapılacak artışlarla kontenjanların 600 bin civarında olacağını düşünürsek, bu yıl sınava giren her iki öğrenciden biri, bir bölüme yerleşecek."
ÇALIŞMALAR SON AŞAMADA Meslek lisesi mezunlarının katsayı mağduriyetlerinin giderilmesi için YÖK ve Milli Eğitim Bakanlığı'nın ortak çalışma yaptıklarını belirten ÖSYM Başkanı Yarımağan, hazırlıkların artık son aşamaya geldiğini belirtti. Yarımağan şöyle konuştu: "Bu konuda açıklama yapma yetkisi YÖK'te olduğu için bir şey söylemek istemiyorum. Yapılan çalışmalarda çeşitli kurumlardan gelen öneriler değerlendiriliyor. Benim kanaatime göre meslek lisesi mezunlarının, kendi branşlarındaki üniversiteleri tercih etmeleri halinde katsayı mağduru olmaktan kurtarılacakları bir formül konusunda fikir birliğine varılmış durumda. Meslek liselerinde yeterli dersleri alamayan öğrencilerin yetiştirilmesi içinse, üniversitelerde bu derslerin okutulması düşünülüyor. Bu açıklamaların ocak ayının ilk haftası yapılacağını düşünüyorum."
SORU SAYISI DEĞİŞTİ
Konu ile ilgili açıklamalarda bulunan Uğur Dershaneleri ÖSS Koordinatörü Turgay Polat da, liselerin dört yıla çıkarılmasının ve konulan yeni dersler ile değiştirilen müfredatların bu yıl liselerden mezun olan öğrencilere büyük avantaj sağladığını belirterek şu bilgileri verdi: "2009 yılında yapılacak olan ÖSS'de soru sayıları ve ders içerikleri konusunda çeşitli değişiklikler yapıldı. Bu değişiklikler MEB'in liseleri dört yıla çıkarması ve değişen ders içerikleri sonucunda yapılmıştır. ÖSYM yaptığı bu değişiklik sonucunda hem testlerin soru sayılarında hem de içeriklerinde değişikliğe gitti. Ancak en önemli ve gizli değişiklik eklenen dersler ve bu derslerin içerikleri konusunda olmuştur. Bu da 2009 yılı öncesinde mezun olan öğrencilerin 4 yeni dersi yeniden öğrenmelerini gerektirmektedir."
ALİ DEMİR
|