Ali 的个人资料HUMANİST'S SPACE 照片日志列表更多 工具 帮助

日志


2月25日

ÖSS

ÖSYM Başkanı iki aşamalı ÖSS'yi anlattı

Öğrenci Seçme ve Yerleştirme Merkezi (ÖSYM) Başkanı Prof. Dr. Ünal Yarımağan, 2010 yılından itibaren uygulamaya konulacak iki aşamalı üniversiteye giriş sınavının birinci basamağının mevcut sistemdeki ilk dört testin soru sayısının biraz daha artmış, ikinci basamağının da eskiden uygulanan iki basamaklı sistemin gelişmiş hali olduğunu belirtti.

Yarımağan, YÖK’ün kararıyla gelecek yıldan itibaren uygulanmaya başlayacak yeni sisteminin ana hatlarını AA muhabirine anlattı.

Yeni sistemin iki aşamadan oluştuğunu, ikinci aşamada yabancı dil dahil toplam beş ayrı sınav uygulanacağını ifade eden Yarımağan, birinci aşamanın Nisan başlarında, ikinci aşamanın da Haziran sonlarında iki hafta sonu cumartesi-pazar günleri gerçekleştirilmesinin planlandığını bildirdi. Yarımağan, "Yeni sistem, eskiden uygulanan iki basamaklı sınava dönüş değil ama eskinin tam gelişmiş hali denilebilir" dedi.

Üniversiteye girişte 1999’da geçilen sistemin olumsuz etkileri olduğunu belirten Yarımağan, ÖSS’de ortak derslerin okutulduğu 9. sınıftan sonra soru yöneltilmediği için öğrencilerin bu sınıftan sonraki sınıfların derslerine ilgi göstermediğini belirtti. Dolayısıyla öğrencilerin üniversiteye "yetersiz"
geldiklerini kaydeden Yarımağan, şöyle konuştu:

"Mesela Matematik’ten, Fizik’ten, Kimya’dan 9. sınıf sonrasından hiç soru sormuyorduk. Sormadığımız için de öğrenci o konuları sınıfını geçecek kadar çalışıyordu, çok fazla kendini vermiyordu. Hatta şöyle olumsuz durumlarla ilgili bize bilgi geliyordu: Bazı öğretmenler öğrenciye destek olmak için 11. sınıf
programındaki dersi anlatmıyor, (nasıl olsa bu konu üniversite sınavında sorulmuyor) diye 9. sınıf ve ilköğretimdeki konuları tekrar ediyor. Amaç, daha çok sayıda öğrenci üniversite sınavını kazansın, hem öğrenci avantajlı çıksın hem de okul daha çok öğrenciyi üniversiteye soktuğu için avantajlı çıksın. Bu, çok olumsuz bir durumdu.

Bu nedenle 2006’da biz bu olumsuz durumu kısmen düzeltmek için sistemi değiştirerek, mümkün olduğunca lise müfredatını kapsayan sorular sormaya başladık. Tabii bunu yaparken seçmeli derslerden değil, zorunlu derslerden
sorular soruyoruz. Yalnız bu değişikliği yaparken 1999 öncesine, yani iki basamaklı sınava olduğu gibi dönmedik. Tek oturumda bunu gerçekleştiren bir model oluşturduk. Tek oturumda, yani şu anda uygulanan sistemde hem ortak müfredata dayalı sorular hem de lisenin son yıllarında okutulan zorunlu alan derslerine dayalı sorular soruyoruz. Bu değişiklik, sistemin getirdiği eski olumsuzlukların bir kısmını düzeltti. Öğrenci artık 9 ve 10. sınıftaki Matematik, Fizik, Kimya, Sosyoloji, Psikoloji gibi derslere önem veriyor."

Yarımağan, mevcut sistemin de bazı olumsuzlukları bulunduğunu vurgulayarak, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Tek oturumda, 195 dakika süre vererek, bu süre içinde öğrenciden çok şey istiyoruz. Bu süre içinde 10-15 dersteki bilgisini bize aktarmasını bekliyoruz. Bu, ölçme açısından çok sağlıklı bir ortam değil. Öğrenci örneğin 15 dakika Coğrafya, 20 dakika Tarih, 10 dakika Sosyoloji, 10 dakika Kimya sorusu cevaplayacak. Birbiriyle çok da ilişkili olmayan sorulara cevap verecek. Üstelik bazı derslerden öğrencinin bilgisini tam ölçmek de mümkün olmuyor. Mesela Sosyoloji’den 3, Coğrafya’dan 8-10 soru soruyoruz. 3-5 ya da 8-10 soruyla
öğrencinin belirli derslerdeki bilgilerini ölçmek çok da sağlıklı olmuyor.

Mevcut sistemin olumsuzlukları, kısa sürede birbiriyle çok da ilgili olmayan derslerden ölçme yapılması, ders düzeyindeki soru sayıları çok az olduğu için ders düzeyinde ölçümlerin çok sağlıklı olmaması, puanlar hesaplanırken ders düzeyinde değil ders grubu düzeyinde hesaplama yapılması... Mesela biz şu anda
Fen puanı hesaplıyoruz. Fen puanının içinde Fizik, Kimya, Biyoloji ayrımı yapmıyoruz. Oysa yerleştirme sırasında üniversitelerdeki bazı programlar için belki Fizik, Kimya, Biyoloji, Tarih, Coğrafya’yı ayrı ayrı ölçmekte yarar var.

Ayrıca mevcut sistemde tüm sorular çoktan seçmeli. Tüm soruların çoktan seçmeli olmasının eğitim üzerinde olumsuz etkisi var. Öğrencinin belli yetenekleri gelişmiyor. Bütün bunları dikkate alarak yeni bir model geliştirdik."

"ÖLÇME-DEĞERLENDİRME AÇISINDAN DAHA SAĞLIKLI BİR SİSTEM"


Yarımağan, yeni sistemde "soru türlerinin değiştirilmediğini, tüm soruların yine çoktan seçmeli test şeklinde olmaya devam edeceğini ancak ders düzeyinde ve o dersten daha çok soru yöneltilerek bir ölçme yapılacağını"
vurguladı.

Yarımağan, "Öğrenciler bir sınavda birbiriyle ilgisiz konulardan değil, birbiriyle ilgili birkaç dersten sorulara cevap verecek. Ölçmeyi eşit sürelerde yaparak, ders puanlarının karşılaştırılabilir puanlar olmasını sağlayacağız. Yani, ölçme değerlendirme açısından daha sağlıklı bir sistem oluşturuyoruz.

İleriye dönük olarak da çoktan seçmeli test soruları dışındaki soru türlerinin sorulabileceği bir ortam yaratmaya, bunun altyapısını oluşturmaya çalışıyoruz" diye konuştu.

2010’da uygulanacak iki aşamalı sınavın ilk aşamasının "mevcut sistemdeki ilk dört testin soru sayılarının biraz artmış hali" olduğunu belirten Yarımağan, soru sayısının ne kadar artacağına ilişkin kararın henüz verilmediğini
ifade etti. Yarımağan, "Şu anda uygulanan ÖSS’de ilk testlerde 30’ardan toplam 120 soru soruyoruz. 120 sorunun üstüne ikinci testler soruluyor ve öğrenci toplam 180 soru yanıtlıyor, 195 dakika da süre veriliyor. Yeni sistemde soru sayısı 160-180 dolaylarına çıkabilir. Verilen süre artmayacak, muhtemelen 3 saat olacak" dedi.

Yarımağan, birinci aşamanın sonunda adaylar için sözel, sayısal ve eşit ağırlıklı olmak üzere üç puan türü hesaplanacağını ancak bu puanların aralıklarının ne olacağının henüz belirlenmediğini bildirdi. Birinci aşamadaki puanlarla meslek yüksekokulları ve açıköğretime girilebileceğini ifade eden Yarımağan, ayrıca bazı lisans programlarına da bu puanlarla girilebilmesine yönelik düşünceleri olduğunu söyledi.

İKİNCİ AŞAMA NASIL YAPILACAK?

Birinci aşamada başarılı adayların ikinci aşamaya başvurma hakkı kazanacağını kaydeden Yarımağan, ikinci aşamada dört ana alanda sınav yapılacağını, yabancı dil sınavının da ayrıca gerçekleştirileceğini ifade etti.

Yarımağan, ikinci aşamadaki dört sınavın nasıl yapılacağını şöyle anlattı:


"Aslında bu sınavlar, bugünkü mevcut sistemde iki numaralı testlere karşılık geliyor. Matematik-Geometri, Fen Bilimleri (Fizik-Kimya-Biyoloji), Edebiyat-Coğrafya ve Sosyal Bilimler (Tarih-Coğrafya ve Felsefe grubu) sınavları var. Aday, bu dört sınavdan hangilerine gireceğini bize başvurarak, bildirecek.

Normal koşullarda adaylar bu sınavlardan ikisine girecekler. Ortaöğretimde bitirdikleri alana ve gitmek istedikleri bölüme bağlı olarak, bu sınavlardan ikisine girmeleri yeterli olacak. Örneğin Fen-Mühendislik alanındaki programlara gitmek isteyen adaylar, örneğin Matematik ve Fizik-Kimya-Biyoloji sınavına girecek. Buna karşılık İktisat-İşletme grubundaki programlara gitmek isteyenler ikinci aşamada Matematik-Geometri sınavıyla Edebiyat-Coğrafya sınavına girecek. Sosyal Bilimler alanındaki programlara gitmek isteyen adaylar ikinci
aşamada Edebiyat-Coğrafya sınavı ile Sosyal Bilimler sınavına girecek. Yani adayların çok büyük çoğunluğu iki sınava katılacak. Yabancı dil puanıyla öğrenci alan programlara gitmek isteyen adaylar ise sadece yabancı dil sınavına girecek.

Yabancı dil sınavına gireceklerin diğer dört sınavın hiçbirine girmelerine gerek yok. Ama aday birden çok gruptaki programlara gitmek, mesela hem Fen-Mühendislik programlarından hem de İşletme-İktisattan tercih yapmak istiyorsa o zaman dört sınavın üçüne girecek. Bir aday isterse bu beş sınavın beşine de girebilir. Ama bu çok istisnai bir durum olur. Bence adayların yüzde 99’u iki sınava, küçük bir kısmı üç sınava girecek. Dört ve beş sınava giren sayısı istisna olur."

ÖLÇME NASIL YAPILACAK?

Yarımağan, yeni sistemde "ölçme-değerlendirmenin" bugünkü sistemden farklı yapılacağını bildirdi. Öğrencinin başarısının "ders düzeyinde" ölçüleceğini ifade eden Yarımağan, yeni sistemin en önemli özelliklerinden
birinin bu olduğunu bildirerek, şunları kaydetti:

"İkinci aşamadaki sınavlarda mesela bir Fen puanı, Sayısal, Sözel ya da Eşit Ağırlıklı puan olmayacak. Aday hangi sınava girmişse o sınavdaki tüm derslerin puanı hesaplanacak. Mesela bir Fizik, bir Kimya, bir Biyoloji puanı olacak.

Düşündüğümüz başka bir şey, soru kitapçıklarını da derslere göre ayırmak ve süreleri buna göre sınırlamak. Yani öğrenciye ’Al sana 180 dakika, Fizik, Kimya, Biyoloji sorularını bu sürede cevapla’ demeyeceğiz. Sınavda adaylara Fizik sorularını vereceğiz belli bir süre sonra alıp, Kimya sorularını, ardından diğer dersin sorularını vereceğiz. Bu durumda bütün adaylar mesela Fizik sorularını aynı sürede cevaplayacak. Dolayısıyla Fizik notları, eşit sürelerde cevaplanacağı için birbiriyle karşılaştırılabilir notlar olacak. Şimdi mevcut sistemde öğrencinin Fizik notlarını hatta Fen puanlarını birbiriyle karşılaştırdığımızda, bazı şüpheler var. Çünkü mevcut sistemde Fen sorularını cevaplamak için bir aday yarım saat harcıyor, diğer bir aday bir saat harcıyor. Yarım saat ve bir saat gibi farklı sürelerde cevaplanan soruların sonuçlarını birbiriyle karşılaştırdığınızda bu eşitsizlik oluşturuyor. Yeni sistemde ölçmenin daha sağlıklı olmasını sağlayacağız. Zaten gerek lisede, gerekse üniversitedeki tüm sınavlarda bu şekilde yapılıyor. Öğrenci hiçbir zaman lisede Fizik ve Kimya sınavına birlikte girmiyor. Üniversitede de böyle."

HESAPLAMA

Adayların yerleştirme puanları hesaplanırken hem ilk aşamadaki sınavda hem de ikinci aşamada katıldığı sınavlardaki başarıların dikkate alınacağını vurgulayan Yarımağan, birinci aşamadaki sınavın etkisinin ne kadar olacağının henüz belirlenmediğini bildirdi. Yarımağan, hesaplamada izlenecek yolu şöyle aktardı:


"Örneğin Fen-Mühendislik programlarına girerken kullanılacak olan puanlar için birinci aşama artı ikinci aşamadaki Matematik-Geometri ve Fizik-Kimya-Biyoloji sınavı... Dolayısıyla aday toplam üç sınava girmiş olacak.
Bu üç sınavın sonuçları hesaplama yapılırken birbirine yakın oranlarda kullanılacak. Üç sınavın içinde tabii alt testler var. Mesela birinci sınavda Türkçe, Fen testleri vardı, ikincisinde Matematik, Geometri, Fizik, Kimya, Biyoloji. Bunların hepsini kullanarak çok sayıda puanlar oluşturacağız. Örneğin sayısal grup için bir tek puan olmayacak. Bugünkü sistemde sayısal için tek bir puan var ve bu puan hem tıp fakültesi hem hemşirelik hem eczacılık hem fizik mühendisliği hem bilgisayar mühendisliği hem astronomi hem makina mühendisliği,
hem ziraat mühendisliği gibi birbiriyle benzer olmayan programların hepsi için
kullanılıyor.

Yeni sistemde farklı puan türleri oluşturarak her puan türü için o puan türünün gerektirdiği bilgilerden oluşturulmuş bir sistem geliştireceğiz. Mesela tıp fakültesi için eğer Kimya ve Biyoloji bilgisi daha önemliyse tıp fakülteleri için bu derslerin ağırlığını biraz arttıracağız, tıp fakülteleri öğrenci alırken bu derslerin ağırlıklı olarak hesaplandığı puan türünü kullanacak. Makina mühendisliğine girerken Matematik ve Fizik’in ağırlığının daha çok hesaplandığı puan türleri kullanılacak. Bir tane sayısal puan yerine belki adı sayısal da
olmayan örneğin 5-6 veya 8-10 tane çeşitlendirilmiş puan türü olacak. Yani ana puan türleri kendi içlerinde çeşitlendirilecek."

Yarımağan, üniversitelerdeki hangi programların, hangi derslerin ağırlıklı olduğu puan türlerini kullanacaklarının fakültelerin de görüşü alınarak belirleneceğini ifade etti.                                 ALİ DEMİR

 

2月7日

YENİ ÖSS

ÖSS/2010

2009'da ÖSS sisteminde değişiklik yapmayan YÖK, 2010'da 2 aşamalı ve 6 sınavlı bir modele geçme kararı aldı..
YÖK Genel Kurulu 2010 yılında ÖSS'de uygulanacak kararları açıkladı. Karara göre 2009 yılında ÖSS sisteminde bir değişiklik yapılmayacak. 2010'da ise üniversiteye giriş sistemi iki aşamalı ve altı oturumlu bir sınav şekline dönüştürüldü.  Buna göre 2010'da sınavın birinci aşaması Yükseköğretime Geçiş Sınavı (YGS), ikinci aşama Lisans Yerleştirme Sınavları (LYS) olarak adlandırıldı. YGS'ye orta öğretimi başarıyla tamamlayan kişiler tabi tutulacak. Nisanda yapılacak bu sınav yükseköğretime geçiş için yeterliliği ölçecek. Öğrenciler sadece YGS puanı ile açık öğretim ve 2 yıllık ön lisans programlarına yerleştirilebilecek. YGS'den alınan asgari puan ile 4 yıllık lisans programlarına yerleştirilebilmek için girilmesi gereken LYS'ye hak kazanılacak. YGS'de basit düzeyde Türkçe, Temel Matematik, Sosyal Bilimler, Fen Bilimleri alanlarında test usulü sınav yapılacak. Temmuz başındaki LYS'de uygulanacak 5 sınav ise şöyle: 1- Matematik, Geometri Sınavı (LYS1) 2- Fen Bilimler (Fizik, Kimya, Biyoloji) Sınavı (LYS2) 3- Türk Dili ve Edebiyatı, Coğrafya 1 Sınavı (LYS3) 4- Sosyal Bilimler (Tarih, Coğrafya 2, Felsefe Grubu) Sınavı (LYS4) 5- Yabancı Dil Sınavı (LYS5) LYS'ye giren öğrencilerin puanları Matematik-Fen (MF), Türkçe-Matematik (TM), Türkçe-Sosyal (TS) ve Yabancı Dil bölümlerinde hesaplanacak. YGS'deki Türkçe ve Matematik testleri de belli oranda LYS'yi etkileyecek. LYS, haziran ayında 2 hafta içinde 5 oturumda yapılacak.

BÖLÜM VE SINAV

*
MF bölümlerindeki programlara yerleşmek için LYS1 ve LYS2,

* TM bölümlerindeki programlar için LYS1- LYS3,

* TS bölümlerindeki programlar için LYS3-LYS4,

* Yabancı Dil programları için sadece LYS gerekecek. Öğrenciler kendilerine güvenmeleri halinde 5 LYS sınavına da girip tercih yapabilecek. Örneğin lisede TS bölümünden mezun olan bir öğrenci kendi alanında devam etmek isterse TS içindeki LYS3-LYS4 testlerine girecek. Bu öğrenci mühendislik isterse mühendislik MF grubunda yer aldığından LYS1 ve LYS2 sınavlarına da katılacak. Meslek lisesi öğrencileri ilgi alanlarına göre TS, TM, MF testlerine girecek. Bu öğrenciler kendi alanları dışında bir alan seçerse o alanın sınavlarına katılacak. Böylece yıllardır tartışılan farklı katsayı uygulaması da ortadan kalkmış olacak.
                           ALİ DEMİR 

ÖSS

YENİ ÖSS

ÖSYM Başkanı Prof. Dr. Ünal Yarımağan, 2010'da geçilecek yeni üniversiteye giriş sistemi ile ilgili, "Aynı derslerden aynı biçimde sorular sorulacak. Hiçbir ek konu yok. Soru sayısı biraz fazla olacak. Yeni sistem öğrencinin lehine." dedi.

'Sınav sistemi değişti, meslek liseliler istedikleri yere girecekler.' şeklindeki değerlendirmenin ise doğru olmadığını söyleyen Yarımağan, "Meslek liseliler için beklentiler çok ileri gitmemeli." diye konuştu. Yarımağan, yeni sistem ile açık uçlu sorular ile sınav yapmanın alt yapısının da oluşturulduğunu aktardı.

ÖSYM Başkanı Prof. Dr. Ünal Yarımağan, CİHAN'a 2010 yılında uygulamaya konacak üniversiteye giriş sistemi ile ilgili açıklamalarda bulundu. Mevcut sistemde iki aşamanın tek bir oturumda gerçekleştiğini hatırlatan Yarımağan, bunun bazı sakıncaları da beraberinde getirdiğine dikkat çekti. Yarımağan, "Öğrenci, 3 saatlik sürede 180 soruya cevap veriyor, ama bu sorular 10-15 ders ile ilgili. Örneğin; öğrenci 10 dakika Tarih, 15 dakika Coğrafya, arkasından 5 dakika Felsefe, biraz Fizik, Kimya, Biyoloji, Psikoloji, Sosyoloji düşünüyor. Bu durum ise ölçme açısından sağlıklı değil." dedi.

Yeni sınavın bu noktada kolaylık getireceğini kaydeden Yarımağan, "Çocuk bilecek ki, bu sınavda sadece Matematik ve Geometri sorularına yanıt verecek. Kendini bu psikolojiye hazırlayacak." diye konuştu.

SORU SAYISI ARTIRILARAK, ÖĞRENCİNİN DERS DÜZEYİNDEKİ BAŞARILARI BELİRLENECEK

Mevcut sistemdeki olumsuzlukların bir diğerini ise ders gruplarının başarısını ölçmek olarak açıklayan Yarımağan, "Hiçbir zaman Fizik, Kimya, Biyoloji başarısını ayrı ayrı ölçmüyoruz. Fizik ve Biyoloji başarılarını aynı kefeye koyuyoruz. Oysa bazı programlar için fizik başarısı daha önemlidir, bazı programlar için Biyoloji başarısı." ifadesini kullandı.

Yarımağan şunları dile getirdi: "Bugünkü sistemde SAY 2 puanı; tıpta, hemşirelikte, matemeatik- fizik- biyoloji bölümünde kullanılıyor. Oysa bu programlar için gerekli olan bilgi ve yetenek birbirinden oldukça farklı olabilir. Örneğin bilgisayar mühendisliğine giden öğrencilerin Kimya, Biyoloji bilgilerinden çok, belki Fizik bilgileri, Mantık bilgileri artı dil bilgileri önemlidir. Tıpa giden öğrenci için Biyoloji ve Kimya bilgileri ön planda olabilir. Biz bu gün aynı ölçüyü kullanırken, yeni sistemde bu programlara giderken farklı ölçüler kullanacağız. Yani puan türünü çok artıracağız. Puanları hesaplarken de ders başarılarını kullanacağız. Örneğin belli bir puan türünde fiziğin ağırlığı yüzde 20 olacak, Kimyanın ağırlığı yüzde 10 olacak. Bir başka puan türünde ise tersine Biyolojinin ağırlığı fazla olacak, Matematiğin ağırlığı biraz daha az olacak. Her yükseköğretim programının ihtiyacı için veya her yükseköğretim programı grupları için farklı puan türleri tanımlayarak, öğrencilerin seçme ve yerleştirme işlemlerinin daha sağlıklı olarak yapılmasını sağlamaya çalışacağız."

"AYNI DERSLERDEN AYNI BİÇİMDE SORULAR SORULACAK"

Öğrencilerin hazırlanması açısından mevcut sistem ile yeni sistem arasında hiçbir fark bulunmadığını aktaran Yarımağan, "Öğrenci hangi alanlardaki programa gitmek istiyorsa, onunla ilgili derslerini iyi öğrenecek. Yani Fen mühendisliğe gitmek istiyorsa; Matematik ve Fen dersleri ağırlıklı olarak değerlendirilecek." şeklinde konuştu.

Yarımağan, şunları dile getirdi: "Aynı derslerden aynı biçimde sorular sorulacak. Hiçbir ek konu yok. Sadece mesela, MAT 2 testi, bir sınavdaydı; biz onu oradan çıkardık. MAT 2 Testini ayrı bir sınav yaptık. Öğrneğin Haziran'da öğrenciler bugünkü MAT 2 testi yerine ayrı bir sınava girecekler. Lise müfredatında olan sorular sorulacak. Soru sayısı biraz fazla olacak. Öğrenciye de 2 puan hesaplıyoruz. Bir Matemetak bir Geomerti puanı hesaplayacağız. Bugünkü sistemde ise Matematik ve Geometriyi karıştırıp, tek bir puan olarak hesaplıyorduk. Niye böyle bir ayrışmaya gittik? Belki Mimarlık fakültesine girerken; Geometri Matematiğe göre daha önemli. Mimarlık ve benzeri programlara girerken kullanılan puan türünde, Geometrinin ağırlığı daha fazla."

"VELİLERDEN ŞİKYET GELDİ AMA HİÇBİR ŞEY ALT ÜST OLMUYOR"

Yeni sistemin açıklanmasının ardından bazı velilerden, 'Çocuğum bir buçuk yıl sonra sınava girecek. Bugünkü sisteme göre hazırlığımızı yapmıştık. Her şey alt -üst oldu.' şeklinde yakınmalar geldiğini aktaran Yarımağan, "Hiçbir şey alt - üst olmuyor." dedi.

Öğrencinin alan seçmesinde ya da hazırlanmasında hiçbir fark olmadığını aktaran Yarımağan, "Tek fark öğrenci tek sınav yerine, ayrı zamanlarda üç sınava girecek. Daha rahat bir ortamda, daha çok soru cevaplayacak. Bunun öğrencinin lehine olduğunu düşünüyorum." ifadesini kullandı.

"MESLEK LİSELİLER İÇİN BEKLENTİNİN ÇOK İLERİ GİTMEMESİ LAZIM"

"Beklentilerin büyük olmasından kuşku duyarım." diyen Yarımağan, 'sınav sistemi değişti, meslek liseliler istedikleri yere gidecekler biçimindeki' bir değerlendirmenin doğru olmadığını vurguladı.

Yarımağan, "Bir kere, bu ikinci sınavda (Lisansa Yerleştirme Sınavları) soracağımız gerek matematik, gerek fen, gerekse sosyal bilimler soruları, öğrencileri lisans programlarına hazırlayan, genel lisenin müfredatına dayalı olacak. Buradaki matematik testinde, meslek lisesinden mezun olan bir öğrencinin başarılı olma şansı çok yüksek değil. Ama, teknik liseden gelen... Bildiğim kadarıyla teknik liseler, lise fen koluyla eşit dersleri okuyorlar. Teknik liseden gelen bir öğrencinin Fen ve Matematik testlerinde başarılı olup, sınavdan iyi bir derece elde etmesi mümkün olabilir, ama örneğin endüstri meslek lisesinin belirli bir alanından gelen öğrencinin o düzeyde başarılı olma şansı yoktur. Meslek liseliler için beklentilerin çok ileri gitmemesi lazım. Tabii ki, çok başarılı meslek liseliler, önlerinde katsayı farklılığından doğan bir engel yok ise veya bu engel küçük ise... Ama bu engel hiç olmasa bile, yani katsayı eşit uygulansa bile, müfredat nedeniyle, okulun amacı nedeniyle meslek liselilerin lisans programlarına gitmesinde zaten zorluk var.

En çekindiğim konu şudur: Diyelim bir meslek liseli öğrenci, bir mühendislik programına gitmek için, matematik ve fen testlerine cevap vermesi lazım. Oysa liselerde okutulan matematik ve fen derslerinin tümünü o meslek lisesinde okumadıysa, bir kısmını eksik okuduysa, bu açığını gidermek için dershaneye giderse, dershaneye gitmesine rağmen başarılı olma ihtimali çok yüksek olmadığı için, hayal kırıklığına uğrayabilir. Zaten meslek lisesinin amacı öğrenciyi mühendisliğe hazırlamak değildir.

Eğitimini başından beri bütünlük içinde gören öğrenci ile böyle tamamlama eğitimi ile eksiklerini gidermeye çalışan öğrencinin durumu birbirinden farklı olur. Öbür öğrenci girişten itibaren belli bir bütünlük içinde. birbiri ile ilişkileri ile öğrendiği için, o bilgileri daha iyi hazmetmiştir. Eksiğini dershanede kısa sürede gidermeye çalışan öğrenci, aynı şansa sahip değildir. Sınav sistemi değişti herkes her istediği yere gidecek, şeklindeki beklenti, bence gerçeği yansıtmıyor. Ve öğrencilerde gerçekçi olmayan bir beklenti oluşturabilir. Ben bunu tehlikeli bulurum."

ORTAÖĞRETİM BAŞARISININ SINAV PUANINA NE TÜRLÜ KATILACAĞINA YÖK KARAR VERECEK

ÖSYM Başkanı Yarımağan, 0.3 ve 0.8 katsayıları ile ilgili ise, ortaöğretim başarısının bir şekilde yerleştirme puanına dahil edilmesi gerektiğini kaydetti.

Yarımağan, "Sınav puanı belirlendikten sonra, bunun üzerine, ortaöğretim başarı puanı bir türlü, belirli bir katsayı ile çarparak, eklenmesi lazım. Ama bu farklı katsayılar ile çarpılır, aynı katsayılar ile çarpılır, bugünkü katsayılar aynen korunur ya da değiştirilir... Yasa diyor ki, üniversiteye girişte ortaöğretim başarısı belirli bir biçimde dikkate alınır. Dolayısı ile katmak zorundayız. Yasa değişitirilmediği sürece katılması gerekli. Ama nasıl katılacağı YÖK'ün yetkisinde. O konuyla ilgili bir karar ise alınmadı." dedi.

ÖĞRENCİLERİN YÜZDE 99'U SINAVLARIN İKİSİNE VEYA BİRİNE GİRECEK

Mevcut sistemde öğrencilerin istedikleri alandaki testleri cevaplayabildiklerini hatırlatan Yarımağan, şunları söyledi: "Ama bunun üzerine ortaöğretim başarı puanı düşük bir katsayı ile eklendiği için, şansı çok düşük oluyor. Bugünkü sistemde de isteyen aday MAT 2 testini, isteyen aday FEN 2 testini cevaplıyor. Yeni sistemde de 5 sınav. Bu sınavın saatlerini ayrı ayrı günlere koyacağız. Normal koşullarda, öğrencilerin yüzde 99 u bu sınavların ikisine veya birine girecek. Sadece yabancı dil puanı ile öğrenci alan programlara gitmek isteyen birine girecek. Büyük kısmı ikisine girecek. Ama içlerinden üçüne girenler az miktarda olabilir. Veya kendini denemek isteyen, değişik düşüncesi olup ta beş sınavın beşine de girmek isteyen çok az sayıda öğrenci olabilir. Ben bunları istisna olarak değerlendiriyorum."

BU SİSTEMDE DERSHANEYE İLGİ ARTMAZ YA DA EKSİLMEZ

Sınav sayılarının artmasının dershaneye ilgiyi artıracağı anlamına gelmeyeceğini söyleyen Yarımağan, "Bugünkü sistemde 10 fizik sorusu soruyarsak, yeni sistemde belki 40 fizik soru soracağız. 10 fizik sorusu yerine 40 fizik sorusu soracağız diye, öğrencinin dört katı fazla çalışmasına gerek yok. Sınavlar iki ay içinde yapılacak. Mesela ilk sınava Nisan ayında, ikinci sınava Haziran'ın 20'sinde ve 25'inde girecek. Ortaöğretimde yapıldığı gibi, lise 1, lise 2, lise 3'te bir sınav, liseyi bitirdikten sonra bir sınav yaparsanız, öğrenci dört yıl dershaneye gitme ihtiyacı duyabilir. Biz bütün sınavları lise bitiminde yapıyoruz. Cevaplayacağınız soru sayısının artması, hazırlanma sürecinde değişiklik yapmanız anlamına gelmez. 3 soru için 3 saat çalışıyorsanız, 6 soruya cevap vermek için 6 saat çalışmazsınız, yine 3 saat çalışırsınız. Dolayısı ile bu sistemin dershaneye olan ihtiyacı artırması ya da eksilmesi gündemde olmamalı." şeklinde konuştu.

"AÇIK UÇLU SORULARLA SINAV YAPMANIN ALT YAPISI OLUŞTURULUYOR"

Yarımağan, yeni sistem ile açık uçlu sorular ile sınav yapmanın alt yapısının oluşturulduğun aktardı.

"Bu sistemin ikinci çıkış noktası, hemen olmasa bile birkaç yıl sonra açık uçlu sorularla sınav yapmanın alt yapısını oluşturalım." diyen Yarımağan, "1.5 milyon kişinin girdiği bir sınavda, açık uçlu soru sormak mümkün değil. Ama sınavları birbirinden ayırdığımızda, bizim beklentimiz, Matematik sınavına yaklaşık 500 bin kişi girecek, Fen sınavına 300 bin kişi girecek. 300 bin kişiye yaptığımız bir sınavda, açık uçlu soru sorabiliriz. Kısa cevaplı, açık uçlu sorular sorabiliriz." şeklinde konuştu.

Dünyada bütün sınavlarını çoktan seçmeli test usulü ile yapan tek ülkenin Türkiye olduğunu kaydeden Yarımağan; bu nedenle öğrencinin sentez yeteneğinin hiç gelişmediğini, analiz yeteneğinin ise kısmen geliştiğini belirtti. Yarımağan, "Dolayısı ile öğrenci üniversiteye yetersiz gidiyor." dedi.

Açık uçlu sorularda, öğrenciden nasıl düşünüp, hangi işlemi yapıp, hangi sonucu bulduğunu yazmasının beklendiğini aktaran Yarımağan, değerlendirmenin de objektif bir biçimde yapılabildiğini söyledi.

Yarımağan şöyle devam etti: "Örneğin, biz bugün test sorularında 'şu koşullarda şu kadar parayı bankaya yatırırsanız, üç ay sonra ne kadar faiz elde edersiniz' diyoruz. Altına da şık olarak yazıyoruz: 200 lira, 300 lira, 500 lira. Açık uçlu olduğunda, buna benzer küçük bir soru yine sorulabilir ama altına şıklar yazılmaz. Öğrenciden şu beklenir: Aylık faiz şu kadar olduğu için, bir yıl içinde şu kadar faiz getirir. İkinci yıl da şu kadar faiz getirir. Bunun toplamı da şudur. Yani, belki üç satır ile cevap verecektir. Bunun değerlendirmesinde de öğretmenler için talimat hazırlanıyor. Şu ara sonucu yazana bir puan, şu ara sonucu yazana iki puan, ana sonucu yazana da 3 puan. Toplam sorunun cevabı 5 puan. Kime 5 puan, kime 2 puan, kime 3 puan verileceği kesin kes belli. Şu savaşın sonunda kimler arasında hangi anlaşma yapılmıştır diyorsunuz. Bir hangi devletler arasında yapıldığını yazmasını istiyorsunuz, bir tarihini istiyorsunuz, bir de belki onun ile ilgili bir sonuç istiyorsunuz. Öğrenciden beklediğiniz üç bilgi vardır. O üç bilginin her birinin değerinin ne olduğu da bellidir. Değerlendirme talimatlarını yazarak, öğretmenlere dağıtıyorsunuz. Bu şekilde bir öğrencinin kağıdını iki öğretmene okutuyorsunuz, tabi kimlikleri gizli. Onlardan gelen sonuçlar birbiri ile tutarlı olursa o sonucu kabul ediyorsunuz. İki öğretmenden farklı sonuçlar gelirse, o zaman üçüncü bir öğretmen veya bir jüri tarafından okunuyor. Yani değerlendirme sağlıklı bir şekilde oluyor. Birkaç yıl sonra, bilemiyorum bundan sonraki yönetimler ne yönde karar alacaktır, ne şekilde gelişecektir, ama birkaç yıl sonra açık uçlu soruların da yer alacağı bir sisteme geçilebilir. Bu sistem, o alt yapıyı da kuruyor."

Açık uçlu sorulardan öğrencilerin korkmaması gerektiğini dile getiren Yarımağan, "Bugünkü sistemden çok farklı değil. ama bence olumlu etkileri olacaktır. Bütün sınavların hepisini de açık uçlu yapmak şart değil. Bazı sorular gene çoktan seçmeli olabilir. Ama her şeyin çoktan seçmeli olması, eğitim üzerinde olumsuz etki yapıyor. Biz bunları önlemek istiyoruz." dedi.

                             ALİ DEMİR